Birleşmiş Milletler tarafından geçtiğimiz 2008 yılı “Uluslararası Patates Yılı” olarak ilan edilmişti. Besleyici özelliği ile bilinen bu besin NASA tarafından uzun uzay yolculukları sırasında astronotları beslemek için kullanılacak ilk madde olarak tanımlanmıştır. Olur da bir gün bir yerde şöyle bir cümleyi duyarsanız inanmayın; “ Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmeden önce patates kızartması yemişti.“ Rahatlıkla bu cümleye gülüp geçebilirsiniz. Bu cümlenin hiçbir tutarlı yanı yoktur?
Peki ama neden?
Çünkü patates dünyaya Amerika’nın keşfi sonrasında yayılmıştır. 16. Yüzyılda kıtada El Dorado’yu (Altın Şehir) aramaya giden İspanyollar ancak patatesi bulup geliyorlar. Böylelikle Avrupa’da yayılmaya başlayan ve günümüzün en çok tüketilen ürünlerinden patatesten dünya’nın büyük bir kısmının bu zamana kadar haberi bile yoktu. İlk olarak Peru’da bulunan İnkalıların yetiştirmiş olduğu ve onların sırf patates ve patates çeşitleri için 1000’den fazla kelime kullandıkları kaydedilmiştir. Bu değerli besinin Türkiye’ye girişi ise 1850’lerde olmuştur. Dünyanın en büyük patates üreticisi Çin, en büyük tüketicisi ise kişi başı 338 kg tüketim ile Belarus’tur.
Patatesin iktisat tarihindeki önemi
Ekonomide genel durumun aksine fiyatın artışı ile talebinde artığı durumlar Giffen Paradoksu olarak anılır. Bunun en önemli örneği de 1845-1852 yılları arasında İrlanda’da yaşanan Büyük Patates Kıtlığı’dır.
1841’de İrlanda nüfusu 8 milyon civarında ve İrlanda nüfusu hızla büyümekte olan ve üçte ikisi işsiz bir ülkeydi. Çoğunluğu tarımcılıkla uğraşan İrlanda nüfusunun en az üçte birinin de temel gıdası patates idi. Sene 1845’i gösterdiğinde Amerika’dan gelen zehirli bir mikroskobik mantar olan Phytophtera infestans, patates üretiminde büyük bir hasara sebep oldu. İlk yıl ürünün üçte birini kaybettiler, devam eden yıllarda da yüzde 80-90’lara gelen hasarlar meydana geldi. Büyük bir kıtlık İrlanda’yı sardı ve İrlanda halkı için çok önemli bir besin kaynağının uğradığı bu felaket sonucunda İrlanda halkı açlıkla ve dolayısı ile hastalıkla karşı karşıya kaldı. Bu durum karşısında ülkeden kaçabilenlerin nüfusu bir milyonun üstündeydi. Bunlar civar ülkelere veya mantarın geldiği Amerika kıtasına göç ettiler. Amerika ve Kanada’ya giden teknelere de “Tabut Gemi” adı verilmişti. 476 yolcu ile yola çıkan bir gemiden 158 kişi Amerika’ya varmadan ölmüştür. Varanların da çoğu da hastanede ölmüştür. Göç edemeyip de İrlanda’da kalan nüfusun 1 milyonu hayatını kaybetti. 1851’de İrlanda’nın nüfusu 5 milyon civarında idi. Günümüzde ise İrlanda’nın nüfusu 4 milyonun üzerinde.
Patates Krizi iktisat dünyasında teze dönüştü
İngiliz istatistikçi ve ekonomist Sir Robert Giffen’e göre kıtlık yokken bile parasının zaten çoğunu patatese harcayan halk, patatesin yanı sıra aldıkları et gibi ürünlerden her şeyin pahalılaştığı bu kıtlık durumunda daha az alacaklarına paralarının hepsini patatese yatırarak daha fazla fayda sağladılar. Bu da kıtlık sebebi ile patates fiyatlarında artış olurken patatese olan talebin artmasına neden oldu. Fiyat artarken talepte arttı.
Ekonominin doğasına aykırı bu duruma da Giffen Paradoksu adı verildi. Amma velakin son 50 yıldır bu paradoksun gerçekleri yansıtmadığı ve bu konuda sunulan tezin (en azından bu İrlanda örneği için) geçerli olmadığı şeklinde önemli makaleler hazırlanmıştır.
Kategorisi: Gündem Dışı Ekonomi | Etiketlendi: Altın Şehir, Büyük Patates Kıtlığı, El Dorado, Giffen Paradoksu, patates, Phytophtera infestans, Sir Robert Giffen, Tabut Gemi, Uluslararası Patates Yılı